Burada başlıca neler bulacaksınız...

Doğumla İlgili Depresyon Hakkında...

Yeni Kardeş Gelirken

Çocuğunda Otizm Olan Anne-Babalara Öneriler

Zeka Geriliği Olan Çocuklar İçin Öneriler

Öğrenme Bozukluğu Olan Çocuklar

Çocuğunuz Artık Ergen

Çocuk ve Gençlerde Psikiyatrik İlaç Kullanımı

Doğumla İlgili Depresyon Hakkında…

Çocuk sahibi olmak hayatınızın en zevkli ve en mutlu deneyimlerinden birisi olsa da gerçek, özellikle gebelik ve doğumdan sonraki dönemde anne açısından bütünüyle farklı olabilir. Doğumla ilgili depresyon sanılandan fazla anneyi, ve dolayısıyla aileyi etkilemektedir. Aşağıda bu önemli toplum sağlığı sorunu hakkında bilmeniz gerekenlerden benim önemsediklerimi bulacaksınız. Bu tür önerilerin her zaman genellemeler içerdiği, asıl durumun tanı ve tedavisi yerine hiçbir zaman geçmediği unutulmadan okunması dileğiyle:

Hemen doğum sonrasında ortaya çıkan hüzün hali depresyon değildir, birkaç haftada geçecektir.

Gebelik ve doğum sonrası dönemde depresyona daha önce depresyon geçirmiş olanlar, daha önce bebeğini kaybetmiş olanlar, eşleriyle sorun yaşamış ya da yaşıyor olanlar daha fazla yakalanmaktadır. Siz onlardan birisi misiniz?

Bu tür bir risk taşıdığını düşünüyorsanız kaygılarınızı yakınlarınız ve doktorunuzla paylaşınız.

Evden eve taşınma gibi ek sıkıntılardan gebelik ve doğum döneminde sakınmak en iyisidir.

Diğer yeni anne ya da anne adaylarıyla bir araya gelmek destekleyici olabilir. Yakın çevrenizde varsa, doğum öncesi anne eğitimi çalışmalarına da katılabilirsiniz.

Bebeğinize iyi bakmak için kendinize iyi bakmanız zorunludur. Olabildiğince dinlenmeye çalışın.

Çevrenizden kısa sürelerle de olsa bebeğin bakımını destekleyecek tüm yardımı alın.

Depresif belirti ve düşünceleri yeterince iyi annelik yapamamaya bağlama yanlış bir bilgidir.

Doğumla ilgili depresyon yüz güldürücü sonuçlarla tedavi edilebilen bir durumdur.

Yeni Kardeş Gelirken…

Beş yaş altında birden çok çocuğu olan anne-babalar nasıl karmaşık sorunlarla karşılaştıklarını iyi bilirler. Aşağıda, bu durumdaki anne-babalara yararlı olabilecek genel önerilerden benim önemsediğim bazılarını bulacaksınız. Bu tür önerilerin her zaman genellemeler içerdiği, asıl durumun tanı ve tedavisi yerine hiçbir zaman geçmediği unutulmadan okunması dileğiyle:

Yeni bir çocuk sahibi olma kararınızı büyük kardeşin isteği ve onayı gibi gerekçelere dayandırmak ona kaldıramayacağı bir sorumluluk yüklemektir.

Yeni bebeğin doğumu döneminde büyük kardeşin yaşantısında başka büyük değişiklikler (örneğin evden eve taşınma, yuvaya başlama gibi) olmaması en iyisidir.

Doğum sırasında büyük kardeşin bakımının nasıl olacağı, onunla kimin ilgileneceğine yönelik düzenleme önceden yapılmalıdır.

Büyük kardeşin yenidoğana yönelik olumlu yaklaşımları desteklenirken olumsuz tepkileri anlamaya çalışan bir tutum daha yararlıdır. Kıskanmayı utanılacak bir duygu olarak değil, doğal bir süreç olarak düşünmek yerindedir.

Büyük kardeşe kendisini bebekle ilgili sürecin içinde duyumsamasını sağlayacak ufak tefek işler verilebilir. İstekli olursa ödüllendirilir, isteksizse diretilmez.

Anne ve babanın büyük kardeşe bebek bakımı ve ev işleriyle çakışmayacak şekilde düzenli zaman ayırmaları yerinde olur.

Olumsuz davranışlarda çocuğa suçluluk hissettirmeyen net bir tutum takınmak yerindedir; burada eleştirilenin çocuğun kendisi değil, olumsuz davranış olduğu vurgulanmalıdır.

Çocukları ve davranışları “iyi” ve “kötü” olarak bölümlemek alışkanlığından erkenden kaçınmak doğru bir yoldur.

Büyük çocuk için aileye katılan bebek kolayca anlaşılabilir nedenlerle bir stres kaynağı olabilir. Aşırı kaygı ve depresyon belirtilerine karşı uyanık olmak ve çocukla ilgili diğer kişileri de uyarmak önemlidir.

“Kıskanmıyor, çok seviyor!” gibi yüklü yönlendirmeler yapmaktan kaçınınız.

Çocuğunda Otizm Olan Anne-Babalara Öneriler

Bebekler ve sütçocukları yaşamak ve büyümek için diğerlerine gereksinim duyan, doğdukları andan başlayarak sosyal canlılardır. Gülümser, güler, güğüldenir, kucak yapar ve “tel sarar”, “beş kardeş” gibi oyunları süreç içinde oynayabilir duruma gelirler. Derken 12 ay civarı konuşma başlar, ancak çocuk ondan önce de konuşulanların önemli bir kısmını anlamaktadır. Ancak, işler bazen yolunda gitmez. Çocuk kendi dünyasına çekilir, yineleyici ve tuhaf davranışlara kapılır, iletişim gelişmez ve sosyal çevreden kopar. Bunlar, Yaygın Gelişimsel Bozukluk ya da Otizm denen sorunun özellikleridir.

Otizm yakınmalarıyla başvuru ve tanı konulması genellikle ilk 3 yaş içinde olur. İlk yakınmalar sıklıkla, seslenince tepki vermemesi nedeniyle sağır olduğu kuşkusu, konuşma gecikmesi ve sosyal etkileşime direnç göstermedir. Küçük çocuklarda aşağıdaki belirtiler gözlendiğinde ileri inceleme gerekir:

6 aylık olmasına karşın sosyal gülümseme olmaması

9 aylık çocukta karşılıklı ses ve yüz ifadeleri gözlenmemesi

12. ayda ses taslakları, işaret etme, uzanma ve el sallama olmaması

16. ayda ilk sözcüğün seslendirilmemesi

Erişilmiş gelişimde gerileme

24. aya gelinmesine karşın sözcükleri birleştirme olmaması

Otizmi olan çocuk genelde kendi halinde, uzak ve davranışlara tepkisizdir. Pek çoğu bakış teması kurmaz. Sallanma, el çırpma ve aşırı düzen tutkusu gözlemlenebilir.

Otizmi olan çocuklarda konuşma gecikmesi süreklilik gösterebilir. Konuşma gelişse bile ritmik öğelere, sözcük tekrarları ve zamir hatalarına rastlanabilir.

Otizm hafiften ağıra çeşitli klinik tablolar halinde kendini gösterebilir. Bazı yetenekli çocuklar sosyal uyum sorunları yaşasalar da okul başarıları parlak olabilir. Bunlar erişkin hayatta ayakları üzerinde durabilir. Otizmi olan çocukların bir kısmının işlevselliği düşük düzeyde kalır. Bu çocuklardan 6 yaşa kadar konuşma gelişmesi gerçekleşmeyenlerin zeka geriliği de olduğu kabul edilir.

Bazen otizmi olan bireylerden yüksek işlevsellik gösterenlerin müzik, sanat veya bilimde sıradışı ilerlemelere imza attıkları gözlenebilir.

Otizmin nedeni kesin olarak bilinmese de Merkezi Sinir Sisteminin işlev ya da yapısını bozan nedenlerin soruna yol açtığı ileri sürülmektedir. Anne-baba tutumlarının otizme yol açtığı yanlış bir inanıştır.

Tanımladığımız özelliklere uyan çocuklara bir çocuk ruh sağlığı uzmanı önderliğinde kapsamlı kinik değerlendirme uygulanmalı, sonrasında özel davranış ve eğitim programlarına başlanmalıdır. Özel eğitim konusunun uzmanı bir pedagog tarafından yürütülecektir. Eşlik eden aşırı hareketlilik, takıntılar ya da uyku sorunları varsa hekim bunlar için de ilaç kullanabilir. Ailenin otizm tanısı nedeniyle yaşayacağı sıkıntı da hekim tarafından göz önünde tutulacak ve önlem alınacaktır.

Tanının ifade edilmesi sonrası yaşanacak üzüntü ile başaçıkmak önemlidir. Bu dönemde gerekirse uzman psikiyatrist yardımı alınabilir.

Anne-baba kendilerine iyi bakmalı, bu yolla çocuk için gerekli iç güçlerini korumalıdır.

Çocuk için geçerli, zararsız rutinlere uyum sağlamaya bakın.

Sorunla ilgili doğru kaynaklardan edinilecek bilgi donanımı size yarar sağlayacaktır.

Ebeveyn destek grupları olumlu etki yaratmaktadır.

Çocuğun eğitim sürecine dahil olun, katkıda bulunun.

Çocuğun sınırlarını bilip olumlu bir tutum geliştirmek yararlıdır

Otizm için henüz kesin tedavi bilinmese de erken tedavi ve eğitim programları yoluyla çocuğun gelişimini desteklemek ve sorunları azaltmak olasıdır.

Zeka Geriliği Olan Çocuklar İçin Öneriler

Zeka geriliği, bireyin toplum ortalamalarından belirgin derecede düşük zeka düzeyi göstermesi ve bu nedenle yaşantısında işlevsel uyumunun bozulmasıdır. Etkilenen bireylerin çoğunda hafif derecede zeka geriliği vardır. Bu bireylerin önemli bir bölümü öğrenim görebilir ve erişkinlikte bir ölçüye kadar bağımsız yaşam sürebilirler. Zeka geriliğine belli oranda fiziksel ve ruhsal sorunların eşlik edebileceğini akılda tutmak gerekir. Çocukların bir kısmında görme, işitme ve konuşma sorunları da bulunabilir.

Pek çok ruh sağlığı bozukluğunda olduğu gibi, zeka geriliğinde de bugün benimsenen çağdaş görüş bu bireylerin toplumla bütünleşmiş olarak yaşamalarıdır.

Aşağıda, bu durumdaki anne-babalara yararlı olabilecek genel önerilerden benim önemsediğim bazılarını bulacaksınız. Bu tür önerilerin her zaman genellemeler içerdiği, asıl durumun tanı ve tedavisi yerine hiçbir zaman geçmediği unutulmadan okunması dileğiyle:

-  Zeka geriliği en çok erken çocukluk döneminde gelişme geriliği (motor gelişim, sosyal beceri/özbakım, ve dil/bilişsel alanlarda) ya da okulda öğrenme güçlüğü nedeniyle başvuru konusu olur.

- Zeka geriliğinin klinik değerlendirmesinde farklı disiplinlerin katıldığı ekip çalışması gerekir. Yapılacak incelemelere çoğu kez bir pediatrist ve çocuk psikiyatristi birlikte eşgüdüm sağlar. Genetik, metabolik ya da doğumla ilgili nedenlere bağlı zeka geriliği daha erken dönemlerde tanınabilir. Olguların bir kısmında belirgin bir neden aydınlatılamayabilir. 

- Tüm incelemelerde çocuğun güçlü olduğu taraflarla gereksinim duyduğu yaklaşımlar birlikte ortaya konulmaya çalışılır. Bu amaçla okul da sürece eklenerek kapsamlı bir özel eğitim programı hazırlanır.

- Bir özel eğitim uzmanı (pedagog) tarafından yürütülecek bireysel özel eğitim çocuğun gelişimsel açıklarını kapatmayı amaçlar.

- Erkan tanı ve girişim önemlidir. Kısıtlılıkların farkına varan çocuklar depresyon ve uyumsuz davranış belirtileri gösterebilir. Eşlik edebilecek ruhsal sorunlar için çocuk psikiyatristiniz ilaç kullanmaya ve ek tedavilere gerek duyabilir.

- Tanının ifade edilmesi sonrası yaşanacak üzüntü ile başaçıkmak önemlidir. Bu dönemde gerekirse uzman psikiyatrist yardımı alınabilir.

- Veli olarak konu hakkında bilgilenin. Belli işleri çocuğunuz yerine yapmaktan çok onun denemesini ve gelişmesini destekleyin.

- Yeni bir beceri kazandırırken yalınlaştırmak, bölümlemek ve adım adım gitmek önerilir. Sizin göstererek, yani somutlaştırarark öğretmeniz kolaylaştırıcı olacaktır. Olumlu geribildirimler vermeye çalışın.

- Eğitimde öğrenilenlerin çocuğun gündelik yaşantısında uygulaması yararlı olur. Eğitici ve öğretmenlerle düzenli iletişim içinde olun.

- Sosyal etkinliklere katılımı özendirin.

- Çocuk istismarına karşı korkutmadan bilgilendirin ve bilinçlendirin.

- Benzer durumda çocuğu olan diğer annebabalarla iletişim içinde olun. Sorunlarınızı paylaşın.

- Çocuk psikiyatrisi ile düzenli izlem beklentilerin düzenlenmesi, sınırların belirlenmesi ve süreçle ilgili ayarların yapılmasıyla çocuğun yararına işleyecektir.

Öğrenme Bozukluğu Olan Çocuklar

Okul başarısızlığının en sık rastlanan nedenlerden birisi Özel Öğrenme Bozukluğudur. Bu durumda bir çocuk zeka düzeyi normal olmasına karşın okulda beklenen başarıyı yakalayamaz. Çocuk çalışır çabalar ancak sonuç beklentinin çok gerisindedir. Çeşitli tipleri olan öğrenme bozukluklarının her 10 çocuktan 1’ini etkilediği bilinmektedir. Çocukların çabalarına karşın geride kalmaları çoğu kez olumsuz tepki görmelerine ve erkenden öğrenim hayatından soğumalarına neden olur. Giderek karmaşıklaşan konuları kavramakta yaşanan güçlük duygusal sorunlara neden olabilir.

Öğrenme bozukluklarına en başta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olmak üzere çeşitli gelişimsel psikiyatrik bozukluklar eşlik edebilir. Öğrenme bozukluğuna beyin yapılanmasındaki gelişimsel düzensizliklerin yol açtığı düşünülmektedir. Aynı aileden farklı bireylerin etkilendiği de görülür.

Aşağıda, bu durumdaki anne-babalara yararlı olabilecek genel önerilerden benim önemsediğim bazılarını bulacaksınız. Bu tür önerilerin her zaman genellemeler içerdiği, asıl durumun tanı ve tedavisi yerine hiçbir zaman geçmediği unutulmadan okunması önemlidir:

Çocuk komutları anlama, izleme ve anımsamakta zorluk çekiyorsa; okuma, yazma ve saymada başarısız oluyorsa; sağını solunu karıştırıp sözcükleri tanıyamıyor veya tersten okuyorsa; motor eşgüdüm becerileri sorunluysa; yapması gereken işleri ve zamanı sürekli karıştırıyorsa Özel Öğrenme Bozukluğundan kuşkulanılmalıdır.

Bir çocuk psikiyatristi önderliğinde yapılacak kapsamlı değerlendirmeler sonucunda tanı konulabilir.

Çocuk için gerek okulda, gerekse bireysel olarak uygulanacak özel eğitim programları yüz güldürücüdür.

Tamamlayıcı bir tedavi olarak gerekirse psikoterapi uygulanabilir. Amaç, çocuğun başarabileceğine ilişkin sarsılmış olan özsaygısını güçlendirmektir.

Eşlik edebilecek depresyon, aşırı hareketlilik gibi sorunlar için ilaç kullanımı gerekebilir.

Anne-babanın durumla ilgili yeterli bilgilenmesi, beklentilerini ayarlamaları yararlı olur.

Çocuğunuz Artık Ergen

Çocuğunuzun ergenliğe girmesi, çocuklukla erişkinlik arasındaki geçiş dönemine girmesi anlamına gelir ki kolayca öngörülebileceği gibi, bu dönemde erişkinlere öykünme davranışları sıklıkla gözlemlenir. Çocuklarının korunup kollanma gerektiren çocukluk döneminden bu gereksinimlerin göreceli olarak azaldığı ergenliğe yürümesi annebabaların pek çoğu için gurur kaynağıdır. Bilinmektedir ki, bu süreç topluma erişkin ve bağımsız bir bireyin katılımıyla sonlanacaktır. Ancak her geçiş dönemi gibi ergenlik de kimi zaman değişimden kaynaklanan kendine özgü sıkıntılarla yüklüdür. Pek çok annebaba  ve ergen bu sıkıntıları mutlu anılara dönüştürerek dönemi kapatırlar.

Aşağıda, bu dönemle ilgilenen anne-babalara yararlı olabilecek genel önerilerden benim yararlı bulduğum bazılarını bulacaksınız. Bu tür önerilerin her zaman genellemeler içerdiği, asıl durumun tanı ve tedavisi yerine hiçbir zaman geçmediği akılda tutularak okunması önemlidir:

Ergenliğe erkenden hazırlanmak en iyisidir. Genel olarak annebabalar küçük çocuklarının zamanın akışıyla büyüyerek ergenlikten geçeceğini düşünüp bazı ön hazırlıklar yaparlar.

Aile üyelerinin birbirlerine saygı duyduğu güven ve sevgi sağlayan ev ortamı önemlidir.

Çocuğun yaşına uygun bağımsızlığını ve sorumluluğunu destekleyen tutumlar önerilir.

Açık iletişim ve konuşma aile ortamında geçerli yol olarak benimsenmelidir.

Bireysel sınırlara saygı, hemen eyleme geçmemek desteklenmelidir.

Sorunlar çekinmeden dile getirilebilmeli ve konuşulmalıdır. Ebeveyn ve çocuk sıkılmadan birlikte zaman geçirebilmelidir.

Anne  baba ayrılığı ergen için belli konularda riskleri artırabilir ve daha dikkatli denetim gerektirir.

Annebabada ruhsal bozukluk, madde kullanımı ve suç öyküsü ergenlik döneminde riskli davranışları artırabilir.

Ergenlik öncesinde davranış sorunları öyküsü varsa ergenlikte de yardım almak gerekebilir.

Annebaba ne aşırı denetleyici, ne de gözü kapalı izin verici olmalıdır.

Ergenlik dönemi bazı ruhsal hastalıkların ilk kez ortaya çıktığı dönemdir, her sorun ergenlik bağlamında düşünülüp zaman yitirilmemeli ve gerektiğinde hemen bir çocuk ve ergen psikiyatristinden yardım alınmalıdır.

Çocuk ve Gençlerde Psikiyatrik İlaç Kullanımı

İlaçlar çocuk ve gençlerde pek çok psikiyatrik sorunun çözümünde önemli rol oynayabilir. Psikiyatrik ilaç kullanmayı gerekli gören çocuk ve ergen psikiyatristi çocuğun kapsamlı değerlendirilmesi (bireysel, aile, okul) sonrasında çeşitli psikolojik ve fiziksel incelemelere gerek duyabilir. İlaç kullanımı genellikle çok yönlü yaklaşımları birleştiren bütünsel tedavi yaklaşımının önemli bir parçasıdır. Bu adım atıldığında anne-babanın ve çocuğun zihninde sorular belirmesi doğaldır ve hekiminiz gerekli açıklamaları yapacaktır. Olası yan etkiler, ilaç kullanımını etkileyebilecek olası gelişmeler gibi nedenlerle tedavi süresince hekiminizle yakın iletişim içinde olmanız gereklidir. Danışmadan hiçbir şekilde ilacınızı kesmeyiniz ve değiştirmeyiniz. Çocuk ve gençlerde ilaç kullanımının yararlarının bilimsel olarak kanıtlandığı durumları şöyle sıralayabiliriz: Kaygı Bozuklukları, Obsesif-kompulsif Bozukluk, Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite Bozukluğu, Davranım Bozukluğu, Depresyon, Bipolar Bozukluk, Psikozlar, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar, Çiş kaçırma, Uyku Bozuklukları, Tik Bozuklukları. İlaç tedavisine başlarken aşağıdaki konuların açıklığa kavuşmuş olmasında yarar vardır:

Kullanılan ilacın adı nedir, başka adlarla biliniyor mu?

İlacın formu (sıvı, toz, tablet) ne? Hangi saatte ne dozda alınacak? Çocuğun ilacı almasında sorun olabilir mi?

Çocuğunuzun sorununa benzer sorunu olan başka çocuklarda ne denli yararlı oldu?

İlaç çocuğa ne şekilde yararlı olacak? Olumlu etkileri ne zaman görmeye başlayacağım? Ne kadar süreyle ilaç kullanılacak?

Bu ilacı kullanan çocuklarda sık görülen yan etkiler neler?

İlaç bağımlılık yapar mı? Kötüye kullanılabilir mi?

İlaca başlanacağı için yapılacak laboratuvar testleri var mı? İlaç kullanılırken herhangi bir test yapılacak mı?

İlaç kullanımı sırasında tedaviye yanıt çocuk psikiyatristi tarafından izlenip gerekirse doz değişiklikleri yapılacak mı? Ne sıklıkla, kiminle görüşülecek?

İlaç kullanırken sakınılması gereken başka ilaçlar veya besinler var mı? Çocuğun önceden kullandığı başka ilaçlar varsa göz önüne alındı mı?

Çocuk ilaç kullanırken katılması sakıncalı olabilecek etkinlikler var mı?

İlaç tedavisini sonlandırma kararı nasıl verilecek?

Çocukta başka bir hastalık gelişmesi (örneğin soğuk algınlığı), dozların atlanması veya karıştırılması, yan etkilerin görülmesi halinde ne yapılması gerekiyor?

İlacın ederi ne kadar? Sosyal güvencemle ilacı alabilecek miyim? Özel bir rapor almam gerekecek mi?

Okul sağlık birimiyle ilaç konusunda işbirliği gerekecek mi?

Uygulanacak ek tedavilerle ilacın ilgisi ne?